Skip links

3 Yıldızın Öyküsü

Kuruluşundan günümüze Sivasspor

— SİVASSPOR TARİHÇE

3 Yıldızın Öyküsü

Sivas’ın Umudu: Kırmızı-Beyaz Sevda

Sivas… Tarih boyunca acısı ve sevincini iç içe yaşamış, kaderiyle mücadele etmeyi bilen büyük bir şehir. Bu kadim kentin makus talihini yenme yürüyüşünde en güçlü adımlarından biri Sivasspor’dur.
Sivasspor; Sivas’ın geleceği, umudu, kendini yeniden var edişinin sembolü…
Bu topraklarda yaşayan insanlar için yalnızca bir futbol kulübü değil, varoluşun ortak dilidir.

Sivasspor’un uzun ve ince yolculuğu aynı zamanda Sivas’ın bugüne uzanan hikâyesidir. Altmışlı yılların ikinci yarısında Türkiye’de profesyonel futbolun Anadolu’da yaygınlaşmasıyla birlikte Sivas’ta da bir şehir takımını hayata geçirme hayali nihayet gerçeğe dönüşmek üzereydi.

38 Yıllık Özlem: Süper Lig Yolculuğu

Sivas, farklı kategorilerde mücadele eden Kırmızı-Beyaz sevdasını 38 yıl önceki heyecanla tekrar Süper Lig’e uğurluyordu.
Şehir baştan sona kırmızı-beyaz pankartlarla donatılmış, her bir sokak, her bir bina adeta Sivasspor’un coşkusunu taşıyan bir anıta dönüşmüştü. Sivas’ta Sivasspor yalnızca bir takım değil; yeniden dirilişin, yeniden doğruluşun adıydı.
Yüksek rakımlı bu coğrafyada herkes için aynı rüya vardı:
Kırmızı-Beyaz bir umut… Kırmızı-Beyaz bir gelecek…

Dar-ûl-âlâ: Yücelik Beldesi Sivas

Selçuklular döneminde “Dar-ûl-âlâ” yani Yücelik Beldesi olarak anılan Sivas, bin yıla yaklaşan tarihiyle büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Yiğitliğiyle tanınan bu şehrin insanlarına “Yiğido” denmesi de boşuna değildir.
Sivas; sanatçılar, yazarlar, müzisyenler yetiştiren derin bir kültür birikimine sahiptir.
Fakat tüm bu birikimin yanında Sivas, acılarıyla da sınanmış bir şehirdir.
Sanki Sivas bugün dahi şöyle der gibidir:
“Ne olur bizi sadece acılarımızla bilmeyin…”

Bugün Sivasspor’un hikâyesini anlatırken, şehrin tarihine de bakmak gerekir.
Çünkü Sivasspor’un adımları yalnızca 1967’ye değil, daha eskiye, 14 Nisan 1932‘ye kadar uzanır.

1932: İlk Adımlar – Sivas’ın Bağdat Caddesi ve Esas Nizanname

Sivasspor’un ruhu, 1932’de “Sivas’ın Bağdat Caddesi’nde gençliğin bedeni inkişafına hizmet etmek” amacıyla atılmıştır.
Kamil Matbaası’nda basılan Esas Nizannamede kulübün kuruluş amacı şöyle belirtilir:

“Gençleri spora teşvik etmek ve onları muntazam sporlarla idmancılığın fenni esasları dahilinde çalıştırmak; netice itibariyle vatana gürbüz, iyi görür ve düşünür gençler yetiştirmektir.”

Bu metindeki “iyi görür ve düşünür gençler” vurgusu, Sivasspor’un yalnızca spor değil, toplum için bir değer üretme misyonunu da ortaya koyuyordu.

Alameti Farika: Kırmızı-Beyaz Kimlik

Esas Nizamname’de kulübün tüm unsurları ayrıntılı biçimde tanımlanmıştı.
“Alameti Farika” bölümünde, kulübün resmi kıyafeti şöyle belirtilir:

  • Üst: Kulüp renkleri olan kırmızı-beyaz forma/fanila
  • Alt: Beyaz kısa pantolon

Umumi Kâtib Fazıl Şevki, özellikle “Azalar” yani oyuncular için şu uyarıyı yapmıştır:

“Her aza sahaya çıkarken son derece temiz kıyafetle bulunmak ve diğer gençlere bu hususta bir intizam ve temizlik numunesi olmak mecburiyetindedir.”

Bu ciddiyet, Sivaslı gençleri etrafında topladı.
Kayıtlara göre Sivasspor;

  • 38 faal, 84 hâli (pasif) olmak üzere toplam 122 üyeye sahipti ve faaliyetlerini o dönemde Halk Evi ile birlikte yürütüyordu.
    İlk kurucular Fahri, Reşat, Baki, Şevki ve Bekir beylerdi.

Savaş Yılları ve Yeniden Başlayış

İkinci Dünya Savaşı’nın etkileri nedeniyle spor faaliyetleri durdu.
Savaşın ardından Türkiye yaralarını sarmaya başladığında Sivas, yeniden gelişim bölgeleri arasında yer aldı.
1939’da açılan CER Atölyesi, 1943’te faaliyete geçen Sümerbank Çimento Fabrikası, spor kulüplerinin oluşumunda büyük rol oynadı.

Bu dönemde Sivas’ta birçok kulüp kuruldu:

  • Demirspor (Mavi-Lacivert)
  • Sümerspor (Lacivert-Gri)
  • Avcılık ve Atıcılık
  • 4 Eylül Belediye Gençlik
  • Divriği Gençlik
  • Dikim-İş Güreş İhtisas

Bu kulüpler Sivas spor kültürünün temelini oluşturan yapılardı.

1950–1965: Bir Şehir Takımına Doğru

1950’lere gelindiğinde şehirde çok sayıda kulüp vardı, ancak Sivas’ın adını taşıyan bir takımın mutlaka kurulması gerektiği fikri giderek güçlendi.

1960’larda Türkiye genelinde başlatılan ekonomik kalkınma hamlesiyle Anadolu’da yeni yatırımlar artarken, şehirler kendi kimliklerini futbolla da temsil etmeye yöneldiler.
Sivasspor’un kökleri işte bu sosyal ve ekonomik dönüşüm yıllarında filizlendi.

Lig Mücadelesi ve Büyük Çaba

Sivasspor kurulmuştu ama Türkiye 2. Ligi’ne alınma süreci düşündükleri kadar kolay olmadı.
Dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak, altyapı yetersizliği gibi gerekçelerle kulübün lige alınmasına sıcak bakmıyordu.

Sivas tüm gücüyle karşı çıktı:

  • Senatör Rıfat Öçten, “Sivasspor’u lige alın, yoksa Sivas’tan oy almayı unutun!” diyerek sert çıkış yaptı.
  • Sivas’taki 12 mahalli kulüp karşılaşmaları boykot etti.
  • Halk, pulsuz dilekçe ile Başbakanlığa başvurdu.

Bu büyük toplumsal baskı sonuç verdi.
1 Temmuz 1967, Sivasspor için en az 4 Eylül kadar önemli bir tarihtir.

Aynı dönemde Şekerspor’un mahkeme kararıyla yeniden 1. Lig’e alınmasıyla 2. Lig’de boşalan yere Sivasspor yerleştirildi.
Ve böylece Sivasspor resmen profesyonel liglerdeki yerini aldı.


Sonuç: Üç Yıldız, Bir Şehrin Hikâyesi

Sivasspor’un üç yıldızlı arması yalnızca üç kulübün birleşmesi değil, bir şehrin kader ortaklığının sembolüdür.
Bu arma; Sivas’ın direncini, kültürünü, tarihini ve inancını temsil eder.
Sivasspor bugün hâlâ Sivas için sadece bir takım değil, bir ruh, bir diriliş, bir umut hikâyesidir.